Covid-19, maneviyata giden yolun SEKSTEN geçtiğini hatırlatacak mı? – Prof Slavoj Zizek


Çeviri: Engin Kurtay
Kaynak: İngilizce orijinali Russian Times’ta 20 Nisan 2020 tarihinde yayımlanmıştır.


Prof Zizek, Sapığın Sinema Rehberi’nde Tarkovsky’nin Stalker filmini anlatırken

Covid-19 salgınının dijital seks dünyasına hareketlilik getirdiğine kuşku yok. Öte yandan fiziksel yakınlığın önemini, iki insan arasında yaşanan seksin maneviyatın ön koşulu olduğunu da insanlığa hatırlatmasını umuyorum.

İrlanda Halk Sağlığı İdaresi (The Irish Health Service Executive) corona günlerinde nasıl seks yapılacağına dair bir rehber yayımladı. Yönergeler arasında iki tanesi özellikle dikkat çekiciydi:

Fiziksel buluşmalara ve yüz yüze görüşmelere -hele ki seks partnerlerinizle internetten tanışıyorsanız- ara verilmelidir. Seks ihtiyacınızı video görüşmeleriyle ve yazışmalarla [sexting] karşılamaya çalışın. Ortak kullandığınız klavyeleri, dokunmatik ekranları, işiniz bitince dezenfekte etmeyi ihmal etmeyin.

Coronavirus masturbasyonla bulaşmaz. Ancak ellerinizi ve kullandığınız seks oyuncaklarını hem işe başlamadan hem de işi bitirdikten sonra an az 20 saniye sabun ve suyla yıkamayı ihmal etmeyin.

Bu yönergeler salgının bedensel temasla yayıldığı gerçeği karşısında akla yakın görünebilir. Oysa hayatın giderek dijitalleştiği çağımızda seks çoktandır zaten böyle yaşanır oldu: istatistikler ergenlerin cinselliği gerçek dünyada aramaktansa internette dolaşmaya daha çok zaman ayırdıklarını gösteriyor. Çünkü seksi sanal evrende (hardcore pornografinin de yardımıyla) yaşamak gerçekte yaşamaktan daha kolay ve daha hızlı tatmin sağlıyor.

Euphoria adlı yeni Amerkan TV dizisinin yapımcısı HBO diziyi “uyuşturucu, seks, kimlik arayışı, travma, sosyal medya, aşk ve dostluk arasında gidip gelen bir grup liseli” şeklinde tanıtsa da bugün liselilerin dokunmasız, temassız dünyası aslında bu tanımlamanın tam tersi. Dizi bu anakronistik yönüyle liselilere değil, orta yaş grubuna nostaljik bir çekicilik sunuyor.

Şimdi bir adım daha ileri giderek şu soruyu soralım: seksin sanal değil de “gerçek” olanı, sanalın ya da fantezinin desteği olmadan da varolabilir mi? Mastürbasyonun tanımının “partner hayal ederek kendi kendine yapmak” olduğunu biliyoruz. Ya gerçek seks de – belli bir noktaya kadar – gerçek bir partnerle masturbasyon yapmak ise? Şöyle bir örnek üzerinden açıklamayı deneyelim:

Eva Wiseman 8 Aralık 2019 tarihli The Guardian’da yayımlanan yazısında Jon Ronson’ın internet pornosu üzerine hazırladığı ‘The Butterfly Effect’ belgeselinden şu örneği veriyor: “Çekim sırasında erkek oyuncu ereksiyonunu kaybediyor. Geri kazanmak için, altında çıplak yatan kadını bırakıp telefonuna sarılıyor ve Pornhub’ta favori sahnelerini arıyor.” Ve Eva Wiseman şu sonuca varıyor: “Bu bir felaket. Sex hayatımız çürümeye yüz tutmuş.

Eva Wiseman’a katılıyorum. Ancak gözden kaçırdığı bir nokta var: psikanaliz bilenler için bu yeni bir durum değildir ve bu durumu şöyle açıklamak gerekir: Seks zaten yapısal olarak çürüktür. İnsanın cinselliği kendi içinde sapkındır. Sadomazoşist rol değişimleriyle, gerçeğe karışan fantezilerin desteğiyle çalışır. Partnerimle başbaşayken bile onunla kurduğum ilişki fantezilere bulaşık ve dolaşıktır. Dolayısıyla her cinsel ilişki zaten “gerçek bir partnerle mastürbasyon” yapmaya benzer – partnerimin bedeni, fantezilerimi kışkırtmanın ve gerçekleştirmenin bir aracıdır.

Bedenle zihin arasındaki bu kopukluğu, ataerkilliğin, iktidarın, sömürünün maneviyatta yaptığı tahribata bağlayamayız – bu kopukluk daha temeldedir. Pornhub’da aradığı favori sahneler, oyuncunun performansı için gereksindiği düşlemsel bileşendir. Yine bu nedenle eşlerden biri genelde diğerinin ne yaptığını “söylemesini” ister – “kendinde şey” (sevgilinin çıplak bedeni) o an kollarımızın arasında bile olsa o sırada ne yapıldığının ayrıca dile getirilmesi gerekebilir …

Bu yöntem erkek oyuncunun işine yaramış olabilir çünkü kadın oyuncuya aşık olmadığı bellidir – kadının bedeni onun için bir seks robotu gibidir. Eğer ihtirasla seviyor olsaydı kadının tüm öznelliğiyle her dokunuşuna tepki vermesini bekleyecek ve kadının tepkileri onun zihninde doğrudan bir düşlemsel karşılık bulacaktı. Gerçekten sevdiğiniz biriyle sevişiyorsanız asıl olan dokunmaktır. Öyleyse “şehvet bedenseldir, aşk manevidir” şeklindeki o basmakalıp söylemi tersyüz etmek gerekir: aşk, aşksız sekse göre daha bedenseldir.

Öyleyse baştaki sorumuza geri dönelim: Covid-19 salgını cinsel bedensel teması sınırladığı için bize aşkı öğretecek mi? Salgın kuşkusuz dijital seks dünyasını hareketlendirecek. Öte yandan Andrei Tarkovsky’nin atıl ve nemli toprağı ruhun karşıtı olarak değil ruhu var eden araç olarak görmesi gibi Covid-19 krizinin de cinsel birlikteliğin maneviyatın aracı olduğunu bize hatırlatacağını umuyorum. Arseny Tarkovsky oğlunun başyapıtı Ayna’yı yorumlarken şöyle demişti: “Bedensiz ruh günahkardır, ayıbını örtmeyen beden gibidir.” Pornoyla mastürbasyon günah, bedensel temas ise maneviyattır.